Yedi yıldır, Türkiye’yi derin uçurumlara sürükleyen, yönetim iradesini başka başkentlerin yörüngesine oturtan AKP Hükümetinin, milletimizi bölme hayallerini Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında tartışılmak durumunda bırakması son derece kaygı vericidir.
Bu sözde açılım projesi, bölgemizdeki su ve enerjiyi ele geçirmek, kontrol altında tutmak ve stratejik olarak rezerve etmek isteyen Küresel Gücün yazdığı Büyük Ortadoğu Projesi’nin dayatmasıdır. Tarihi kökleri itibariyle sömürgeciliğe karşı duruşu ve mazlum İslam ülkelerinde mücadelesi bilinen Siyasi İslamcılığın ırkçı noktaya sürüklenmiş bugünkü fason sahipleri, bu proje ile küresel oyununun parçası haline gelmiş ve İmralı, PKK, AKP, Peşmerge ve ABD’nin birlikte oynadığı bu oyunun sonunda milletimizin birliğinin, devletimizin tekliğinin, bin yıllık kardeşliğimizin devamını tehlikeye atmışlardır.
AKP hükümeti böylesi bir karanlık yola çıkarak, böylesi bir meçhule saparak, böylesi felakete kılavuzluk yaparak, tarih önünde, aziz ecdadımız önünde ödeyemeyeceği bir vebali yüklenmiştir. Bunun hesabını iki cihanda da verecektir.
Türkiye son yirmibeş yıldır milli varlığımızı hedef alan silahlı terör ve bölücülük sorunuyla karşı karşıyadır. Bu süreçte, terörle mücadelede çok ağır bedeller ödenmiştir. Güvenlik güçlerimiz altıbinin üzerinde şehit vermiş, PKK terörü beşbinden fazla vatandaşımızı katletmiş, gazi olan kahramanlarımız oniki bini aşmıştır.
Bu şerefli mücadelede 2002 yılına gelindiğinde terörün beli kırılmış, bitme noktasına getirilmiştir.
3 Kasım 2002 tarihinde iktidara gelen AKP hükümeti, terörün sıfır noktasına geldiği bir Türkiye devralmıştır.
Şu yapılanlarla iktidar meşruiyetini kaybetmiştir. Bunun meşruiyetinin değerlendirilmesinde yegane ölçü Anayasa’nın çizdiği hukuki ve siyasi çerçevedir.
Anayasa’nın bu konudaki hükümleri şunlardır:
Türkiye Cumhuriyeti devleti, tek millet ve tek devlet esasına dayanan, üniter yapıda kurulmuş milli bir devlettir. Ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Devletin temel amacı ve görevi; “Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini ve Cumhuriyeti korumaktır.”
Siyasi partilerin eylemleri, “Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne” aykırı olamaz. Buna aykırı hareket edilmesi Anayasal yaptırımlar uygulanmasını gerektiren Anayasa suçudur.
Hükümet, milli güvenliği sağlanmasından Türkiye Büyük Meclisi’ne karşı sorumludur.
|