Taraf gazetesi Çarşaf, Sakal, Oraj ve Suga Eylem Planlarını kapsayan Balyoz Darbe Planı'nı deşifre etti.
Plandan örnek vererek gidersek daha anlaşılır.
Çarşaf ve Sakal Eylem Planı'nda Jandarma Yüzbaşı H.T. komutasındaki dokuz kişilik eylem timinin, cep telefonu düzenekli patlayıcıyı Fatih Camii'nin ayakkabılığına yerleştireceği ve cuma namazının farzının kılınmasının ardından düğmeye basılacağı anlatılıyor. Akabinde bölgedeki ajanların da provokasyon amacıyla harekete geçirileceği belirtiliyor.
Genelkurmay ise buna “giderek tırmanan bir gerginlik dönemini kapsayan senaryo” diyor. Bu bir senaryo mudur, plan mı? Bu senaryoyu sizin vicdanınız kabul ediyor mu?
Demokratik, çağdaş, medenî bir ülkede olmaz ama bir askerî senaryo en fazla şöyle olabilir: Fatih Camii'nde bomba patladığını farz etsek, bu durumda provokatörler karışıklık çıkarmak için harekete geçer. Ordu da şu-bu biçimde müdahale yapar.
Olabilecek ne? Fatih Camii'nde bomba patlayacağı öngörüsü-bilgisi varsa her şeyden önce İçişleri'ne ve diğer istihbarat birimlerine bunun bilgisi verilir ve önlemler alınır.
Planda geçen ne? “Kendiliğinden ya da suç örgütleri tarafından yapılacak bir bombalı saldırı” değil, “ordu eliyle yapılacak bir bombalı saldırı”dan sonra yapılacaklar (darbe).
Genelkurmay'ın “seminer” dediği ise “Ordu tarafından çıkarılacak karışıklıklardan sonra hazırlanan darbe planının sunumu”...
*
Orgeneral Çetin Doğan, başında bulunduğu Balyoz Darbe Planı ile ilgili olarak "Sanıyorum ki kafasından hasta olanlar, ruhen hasta olanlar böyle bir senaryo yaparlar, bu senaryoyu da kafaları bozuk, hasta insanların gazetelerinde yayınlarlar" derken, Genelkurmay Başkanlığı Balyoz Planı'nı “gerçek değil seminer” vurgusu yaparak kabulleniyor.
Genelkurmay'ın "seminer" dediği, Orgeneral Çetin Doğan'ın ise varlığını kesin dille inkâr ettiği Balyoz'un ilk sunumu 5-7 Mart 2003'te İstanbul Selimiye Kışlası'nda gerçekleştiriliyor.
Seminerin açılış konuşmasını yapan Orgeneral Çetin Doğan, "Günümüzdeki gelişmeleri dikkate aldığımız zaman birinci öncelikli ele almamız gereken iç tehdidi bu seminerde öne alıyoruz. Öyle endişe verici bazı gelişmeler de var. Bu bakımdan da bu olumsuz gelişmeler içte gelişecek olumsuz gelişmelere karşı hazırlıklı olmak için planları gözden geçirmek ve hatta yoksa planlarımız yeni planlar üretmek durumundayız." diyor. Tüm bunlar varsayım ya da senaryo değil, ordunun gözünde mevcut durumu anlatan ve neden bu planları hazırlama ihtiyacı hissettiklerini içeren bir konuşma.
Açıklamaların tamamının güncel, belirtilen kurum (AK Parti gibi) ve şahısların (tek tek yazar isimlerinin verilmesi gibi) gerçek olması Balyoz'u seminer olmaktan çıkarıyor. "Kendiliğinden karışıklık olsa nasıl engelleriz"in değil, "Nasıl karışıklık çıkarırız da darbe yaparız"ın anlatıldığı seminerde Taraf gazetesinin yayınladığı tüm eylem planları anlatılıyor.
Genelkurmay'ın “bu darbe planı değil sadece varsayımlar üzerine hazırlanmış bir seminer, bir senaryo, bir tatbikat” açıklamasından sonra cuntanın TSK içinde cirit oynamasına şaşırmamak lazım.
Allah aşkına...
Cuma namazı sırasında Fatih ve Beyazıt camilerine bomba atılması... Yunanistan'ın bir uçağımızı düşürmesinin sağlanması... Yunanistan vurmazsa uçağın kendimizce düşürülmesi!.. Böyle varsayım mı olur, böyle senaryo mu olur? Böyle eğitim semineri mi olur? “Yunanistan uçağımızı düşürürse biz ne yapmalıyız”ı konuşmuyorlar, seminerde “Yunanistan kışkırtılarak uçağımızın düşürülmesi sağlanacak, olmazsa kendi uçağımızı ken