POLİSİMİZİN KIRMIZIÇİZGİSİ
HALKIN HUZURU
Eskiler derler ki, suyun donacağı, ince buz tabakasından… Kaynayacağı, küçük kabarcıklardan… Taşacağı ise köpüklerden anlaşılır.
Çocukken arkadaşlarımızla beraber raylara kulaklarımızı dayayıp, trenin yaklaşmakta olduğunu, derinden derine gelen bir uğultuyla anlar, büyük bir heyecan yaşardık.
Şimdilerde daha iyi anlıyorum anlamak için bilmenin gerekli olduğunu…
Zehir tacirleri de emanetleri yerlerine ulaştırır ulaştırmaz üslerine geri döneceklerdi ama olmadı… Suçu önlemek, aydınlatmak ve huzuru sağlamak adına gözlerine uyku girmeyenler: Lojistik imkânları, analiz yetenekleri, amirlerinin aşıladığı takım ruhu ve ortak sorumluluk duygusu, bilgiyi bulundurulması gereken bir ruhsat olarak görmeyen, devamlı güncellenen bilgilerini yeri ve zamanı geldiğinde uygulamaya koymaları sayesindedir ki, gözetleme kulesinden görmüş ve sezmişlerdi zehir tacirlerinin gelişlerini.
Düşünebiliyor muyuz O uyuşturucular, o esrarlar hedeflenen yerlere ulaşsa idiler, hangi ocaklar sönecek, hangi körpe beyinlerin gelecekleri karartılacak, başlangıcı belli fakat sonu belli olmayan karanlık dehlizlere kimler yuvarlanacaktı?
Zulalamışlardı emanetleri şer yuvaları, ama olmadı olamazdı da.
Yememiş, içmemiş, uyumamış beklemişlerdi, halkın huzurunu her şeyin üstünde görenler biz yerken, içerken, uyurken zehir tacirlerini… Fakat bir farkla; biz çocukluğumuzdaki gibi raylardan gelen uğultuyla heyecana kapılırken, onlar huzur bozuculara vurucu darbeyi indirmek, kırmızıçizgilerimiz var bizim, ötesine geçemezsiniz demek için. Önce kendi vicdanlarının polisi olanlardı milletin emniyet ve huzurunu sağlayanlar.
Buraya kadar anlaşıldı zannedersem. Fakat bu zehir tacirleri neden hep gelir Erzincan’da yakalanırlar? 119 Kg. esrar Ülkeye nasıl giriş yaptı? O İllerden nasıl geçti? Buraya kadar nasıl geldi de, “ |